“Ortak Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 111 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Ortak Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 111

Yalnız Çocuğun Azabi Ağaçların bile sihatine imrenerek yürüdüm

Ben de onların arasındaydım ve onların arasında büyüğüm de yoktu. Yalnız bende meçhul bir hastalık vardı, sekiz yaşından beri çekiyordum.

Ben de o muayene odasinin ve nice muayene odalarının önünde senelerce bekledim. Benim yanında büyükğim de yoktu. Yalnız başına demir parmaklıkları kapidan içeriye girerdim, dokuzuncu hariciye koğuşuna doğru ağaçların bile sihatine imrenerek yürüdüm, camlı kapıların garip bir beyazlıkla gözlerime vuran ve içimde korku ile karışarak yuvarlanan pariltiları arasında o dehlize girerdim ve yalnız başına bir köşeye ilişirdim, kımıldamazdım, susardım, beklerdim, korkudan büzülürüm, regimin uçtuğunu hissederdim.

Içinde birşeyler geçen oda o insan ki yüzünde bıkıkınlıkla sebat mücadele eder.

Beyaz gömlekli, güçlü kuvvetli adam parmağıyla beni de işaret etti, yüksek sesle çağırdı.

Karanlık dehlizden beyazlıklarla dolu ve aydınlık muayene odasına girdim. Beyazlıklar ve madenî pariltilar. Yedi senedir bu işin teferruatını iyi öğrenmiş olduğum için vakit kaybettirmemeye mecbur, oturdum, soyundum ve sol dizimi çözmeye hazırlanan hastabakıcı kıza uzattım. Dikkatim her vakitki gibi ikiye ayrıldı: Bir taraftan, dizimdeki sarginın açılmasına, öte taraftan ellerini yıkayan operatör bakıyordum. Yüzünde bıkkınlıkla sebatın kavgası var.

Hepsi konuşmadan, sür’atle işlerini yapıyor: Asistanlar deftere birşeyler yazıyorlar, camlı dolapları karıştırıyorlar, hastabakıcılar benimle meşgul ve tımarcı yerdeki kanlı pamukları süpürüyor.

Tis yok. Arada bir madenî âletlerin tepsilerde çıkardıkları ince ve kırık sesler. Ve bir şirilti, diğer kokuları yenen bir iyodoform kokusu ve beyazlıklar: Beyaz duvarlar, beyaz demir masa, beyaz dolaplar, beyaz örtüler, beyaz sargılar, beyaz pamuklar, beyaz gömlekler...

Dizimdeki sargıyı çözüyorlar, her kat açıldıkça bacağım o kadar hafifliyor ki, sargı tamamiyle çözüldükten sonra dizim uçuverecek, yerinde bulunmayacak saniyordum.

Sargı çıktı. Sonra pamuk ve sonra gazbezi çıcakak. Bu korku anı müthiştir. Dikildim. Hastabakıcının elini tutmak istiyordum. Yüzüme teklirle3 bakarak beni gözleriyle oyaladığı anda, birdenbire pamuğu çekti ve çıkarı. Fakat asıl mesele gazbezinin çıkarılmasındadır: Yaralı et, iki obur duduk gibi gaz bezini emer, birakmaz ve bu dudaklar kurumuş ifrazatın tutkalıyla birbirine yapışmıştır, kilitlenmiştir.

  • Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.

Meb Yayınları Ortak Türk Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 111 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.